Makaleler
12 Eylül 2011 Pazartesi
SOMALİ’DE İFTAR ETMEK
SOMALİ’DE İFTAR ETMEK

SOMALİ’DE İFTAR ETMEK

Ramazanın son on gününü İtikâfta geçirmeye niyet etmiştim. İtikâf Peygamber Efendimizin Medine’ye hicretinden sonra hiç bırakmadığı bir sünnetidir. Her sene Ramazan ayının son gününü mescidinde geçiriyordu. İtikâf yerine Somali Ramazan ayının son on gününü geçirdiğim ülke oldu. Somalili kardeşlerimizin çağrısıyla Türkiye’den onlarca sivil toplum kuruluşu aktı Somali’ye, Kenya’ya.  Açlıktan ölen insanların çağrısıyla.. Ben de yardım eden bir dost eli olmak istiyorum diyen insanlar, ulaştırdılar fitrelerini, zekâtlarını, sadakalarını, muhabbetlerini STK’lara...  Başbakanımızın çağrısıyla da Somali için Türkiye’nin ayağa kalkması ile birlikte Dost Eli Derneğinden 6 kişilik bir ekip yardım için Kenya’ya uçmuş ve acil müdahalede bulunmuştu. İş adamlarından oluşan bu grup bir haftalık çalışmadan sonra oluşturulan ikinci ekibe yerini bırakması gerekti. Ben de bu ikinci ekibin bir üyesiydim. Ben de Dost Eli Derneğinin bir gönüllüsü olarak gittim Somali’ye. Yedi saatlik uçak yolculuğundan sonra Kenya’nın başkenti Nairobi’ye oradan da araba ile 6 saat uzaklıktaki Garissa kentine. Yine buradan araba ile 3 saatlik zorlu bir yolculukla Dadaab kamplarına ulaştım.

3 kişilik ekibimizde Eczacılık Fakültesi öğrencisi Abdullah Şehit Huca ve Dost Eli Derneği yönetim kurulu üyesi Erdoğan İnlidere vardı. Dadaab kampları Kenya’nın Somali sınırına yakın bir bölgede. İnsanlar 3 yıl süren kuraklığın getirdiği perişanlıkla kendilerini aslında 20 yıl önce kurulan BM kamplarına atmışlar. Resmiyette 90 bin olması gereken kampların nüfusu 500 bin olmuş kısa bir sürede. İnsanlar yüzlerce km yol yürüyerek ulaşıyor bu kamplara. Yaya olarak aç ve susuz yapılan bu yolculuk sırasında birçok insan ve hayvan ölmüş yollarda. Kampa ulaşınca işiniz bitmiyor. BM önce sizi tespit edecek, size kimlik çıkaracak, kurulacak yeni yerleşim yerlerinin altyapısını tamamlayacak, alanları belirleyecek çadırları kuracak, sonra da size ayda iki defa yiyecek yardımında bulunacak bu arada siz ölebilirsiniz bu çok da önemli değil nasıl olsa binlerce insan geliyor yerinize. Bazı bölgelerin adını yaşayan ölüler kampı diye koymuş yerliler. Çünkü orada olanlar henüz kayıtlara girmemiş.

Ben Somali yardımlarını 3 aşamaya ayırdım kendimce. 1. si acil yardım yapılmalı yiyecek ve su sıkıntısı çeken hatta bu yüzden ölen insanlara acil yardım ulaştırılmalıydı. Allah’ın izniyle Türkiye bu ihtiyacı karşıladı. Türkiye karşıladı diyorum; ben Dadaab kampında kaldığım 10 gün süre içerisinde birçok Türk STK sını alanda gıda dağıtırken, sağlık taraması yaparken, iftar için sıcak yemek dağıtırken, su tankları yerleştirirken gördüm. Allahın izniyle şu önümüzdeki 2 ay içerisinde artık o bölgede insanlar açlıktan, gıdasızlıktan veya susuzluktan ölmez. Sonrası da inşa Allah yağmur mevsimi… 2. aşamada yapılması gereken siyasi bir çözüm çünkü Merkezi hükümet ile ülkenin hemen hemen %80 ini elinde bulunduran Şebab örgütü arasında iç savaş var. 3. aşamada yapılacak kalıcı yatırımlar; su kuyuları, hastaneler, tarımsal ve hayvansal yatırımlar, yollar yine STK ların üstesinden gelebileceği işler Allahın izniyle ama önce bölgede güvenlik ve istikrar şart.

Dadaab kampları üç ayrı ana kamptan oluşuyor. İfo, Degaleyh, Hagardera. Her kamp merkezine Kenyalılar barakalardan dükkânlar yapmışlar hatta otel bile var. BM in dağıttığı çadırlar tabii ki yeterli değil. İnsanlar dikenli ağaçlardan topladıkları dallarla kendilerine 1-2 metre² çadırlar yapıyorlar. Üstüne de ne bulurlarsa örtüyorlar. Böyle binlerce çadır var kamplarda.

Biz Kenya’da Türkiye ile çalışan bir iş adamıyla irtibat kuruyoruz. Bu iş adamı kamplara 90 km yakında bulunan Garissa kasabasında bulunan bir yetimhane ile ilgileniyor. Bizim ekibimiz bu yetimhane müdürü ve öğretmenleriyle ortak hareket ediyor. Müslüman gıda toptancılarından alınan mallar işçiler yardımıyla on kişilik bir aileye bir ay yetecek kuru gıdanın içinde bulunduğu paketler haline getiriliyor. Kamyonlara yükleniyor ve güvenlik alınarak bölgeye dağıtım yapacağımız dağıtım merkezlerine gönderiliyor. Bir gün önceden dağıtım yapacağımız ailelere görevliler tarafından biletler dağıtılıyor. Dağıtım merkezine ulaştığımızda insanlar sabahın erken saatlerinde dağıtım alanının etrafında toplanmış oluyorlar. Burada görevliler ve güvenlik kuvvetleri dağıtım alanının içine biletli insanları belli sayılarda alıyorlar. İçeride görevliler bu insanları sıraya sokuyor ve biletleri toplanan insanlara yiyecek paketleri verilerek dağıtım alanının dışına çıkarılıyorlar. Böyle ortalama her gün 1500 paket dağıtıyoruz. Toplamda sadece Dost Eli Derneği olarak biz 13 bin paket dağıtıyoruz. Bu paketlerin 2000 tanesi bir aileye 2 ay yetecek şekilde hazırlanıyor ve bu paketleri kamp etrafındaki küçük köylere dağıtıyoruz. Buradaki insanlarda etkilenmişler kuraklıktan. Yol boyunca ölü hayvanlarla karşılaşıyoruz. Yaşayan hayvanların da ölülerinden pek farkı yok. İnekler öyle zayıf ki bütün kemiklerini seçebiliyorsunuz. Ama son ana kadar kesmiyorlar hayvanları sütünden faydalanmak için kesseler de pişirip yiyecek durumları yok ve eti muhafaza edecek yerleri yok. O yüzden hayvanlar yürüyor ve düşüp ölüyor

Bize mihmandarlık eden yetimhane öğretmenleriyle daha önce Türkiye de duyduğum şebap örgütünün yardımları engellediğini hatta yapılan yardımlara el koyduğunu sordum. Şebap örgütü BM nin yardımlarını ve Hıristiyan örgütlerin yardımlarını engelliyormuş. Çünkü BM nin yardımlarının içinde kanserojen maddeler içeren yiyecekler bulmuşlar. Yardımlarla beraber misyonerlik faaliyetleri yapıyorlarmış. Binlerce Somalice ve Swahili dilinde yazılmış misyonerlik kitabı ele geçirilmiş. Ayrıca BM kamplarına vericiler yerleştirerek istihbarat örgütleri için bilgi toplanıyormuş. Bu yüzden örgüt BM ve Hıristiyan örgütlerin yardım yapmasını yasaklamış ama Müslümanlar yardım yapabiliyor ve biz oradayken görüştüğümüz bir Türk sivil toplum kuruluşu yetkilisi bize örgütün koruması ile Somali’nin başkenti Mogadişu’ya yakın bir bölgeye kadar gittiklerini söyledi.

Kamplar arasında dolaşırken birçok manzarayla karşılaşıyorsunuz. Bazı manzaraları anlatmaya diliniz varmıyor. Bazılarını görmeye göz dayanmıyor ama bize umut veren güzel şeyler de gördük. Bir ağacın altında çocuklar dikkatimizi çekti. Şoförümüze durmasını söyledik ve çocukların yanına gittiğimizde onların başlarında bir öğretmenle birlikte Kur-an ezberlediklerini gördük. Çocuklar ezberleyecekleri ayetleri yassı tahtalar üzerine yine ucu sivriltilmiş ağaç dallarıyla, sanırım yapraklardan yapılmış mürekkep ile yazarak çalışıyorlar. Öyle duygulanıyoruz ki hem öğretmeni hem de çocukları ödüllendiriyoruz. Bir sonraki gün de defter, kalem, vb. alarak yine uğruyoruz çocukların yanına.

Türkiye’den binlerce km uzaklıkta farklı bir coğrafyada seferde olmamıza rağmen orucumuzu hiç aksatmadık. Bu ramazanda bana, benim için anlamı çok büyük iftarlar ve sahurlar nasip oldu. Bütün bunlar hayırsever Konyalı kardeşlerimizin katkılarıyla oldu. Allah yardımlarımızı ve amellerimizi zayii etmesin Amin.

Diğer Makaleler
24 Kasım 2017 Cuma
MAİL LİSTESİ ÜYELİĞİ
KONEVİDER faaliyetleri hakkında e-posta yoluyla bilgilendirilmek için yukarıdaki forma adresinizi yazarak kayıt olmanız yeterli olacaktır.
DUYURULAR
RAPORLAR